Ana içeriğe atla

AE2013 Mansiyon Ödülü - İrkilme - Mega1UP

Bu seneki Bilimkurgu Kısa Öykü yarışmamızın üçüncü mansiyon ödülünün sahibi ise Mega1UP rumuzlu genç yazar. Ağabeyleri arasında yazım dili ile sıyrılan 1995 doğumlu bu çocukta biz ışık gördük ve onu yine Ursula LeGuin Hocamızın Dünyaya Orman Denir adlı kitabıya ödüllendirmeye karar verdik. Gençlerden umutluyuz aferin onlara!

Evet, lafı daha fazla uzatmadan genç kalemimizin İrkilme adlı öyküsüyle sizi baş başa bırakıyoruz.

AE Rektörlüğü Gururla Sunar


İrkilme

İnsanlar uykuya dalmaya başladıklarında yada derin hayaller kurduklarında oldukça savunmasız olurlar. Vücudun ve zihnin her etkene açık olduğu bu zamanlarda rüya görürüz, istemsiz olarak düşünürüz bazen de irkilir ve bir anda tekrar eski savunma pozisyonuna döneriz. Her insan bunu yaşamıştır. Bay Smith'de bu insanlardan biriydi sadece. Bay Smith uyumadığına emindi, zaten oturur pozisyonda uyumak ona göre değildi. Kendisinin dalgın bir insan olmadığını da biliyordu. Dikkati yerinde bir adam olduğunu biliyordu. Peki uyumadıysa, hayallere dalıp başka dünyalara göçmediyse neden irkildi? Ensesinde hissettiği bu acı ve sıcaklık neydi ve neden ağzında iğrenç bir demir tadı vardı? Masanın başında hiç uyumadığı uykusundan yeni uyanmış olan bay Smith kendine bu soruları sormaya başlamıştı. Soruların cevaplarını bulmayı elbette istiyordu ama faltaşı gibi açılmış gözleriyle ufak odasının karşı duvarına bakmaktan başka bir şey yapamıyordu. Sanki başka bir güç onun hareket etmesini engelliyordu öyle ki gözlerini bile oynatamıyordu. Önce korkmuştu fakat daha sonra yavaş yavaş kendine geldiğini hissetti. Gözlerini hafifçe bürosunun sağ tarafına çevirdi. Gördüğü şey retina okuyucusu ile kilitlenmiş kapısıydı. Kapısını genellikle kilitlemezdi bu durum onda şüphe yaratmıştı. Tam gözlerini sola doğru çevirecekken hafif bir irkilme daha yaşadı ve bütün vücudunun adeta bir kilitten kurtulduğunu, yeniden hareket etmeye başladığını hissetti. Ensesindeki sıcaklığın ve ağrının sebebini öğrenmek için elini arkaya attığındaysa daha tuhaf bir şey oldu. Bir tabancayı masasının üstüne düşürdü. Daha dikkatli baktığında namlusunun salya ile kaplı olduğunu gördü. Ağzındaki o iğrenç tat bu silahın namlusuydu. Bay Smith artık daha büyük bir şok içerisindeydi. İntihar etmek üzere olan bir adam nasıl uyuya kalabilirdi? Hayır, uyumadığını biliyordu, uyumadığına emindi. Silahı incelemek için eline aldığında masasındaki mektubu gördü. Namludan bulaşan salyaları başparmağıyla hafifçe sildikten sonra zarfı açtı ve içerisindeki katlı kağıdı açtı. Gözleri hala ağrıyordu bu nedenle okumakta zorlanıyordu:

Sevgili Bay Smith,

Bu mektubu okuyorsan hemen o çipi vücudundan çıkart. Çipe zarar gelmesine izin verme içinde hayati bilgiler var. Merak etme senin için geliyorlar.

Sevgiler Bay Smith

Zarfın alt kısımlarında kurumuş kan lekeleri vardı. Bay Smith şaşırmıştı. Az önce kendi kendine yazdığı bir mektubu okumuştu. Bir şeyler hatırlaması gerektiğini biliyordu. Beyninde bir şeyler olduğunu biliyordu. Bay Smith çaresizlik içinde yüzünü ve ensesini ovaladı. Ensesindeki o sıcaklığı bu defa elinde hissetti. Panikleyerek elini çekte ve parmaklarında kan olduğunu fark etti. Kan sıcaktı fakat yara yeni olamazdı. Bu sıcaklık başka bir şeyin sıcaklığıydı. Bay Smith elini tekrar ensesine götürdü ve ufak yarayı birazcık parmakladı. Canı acıyordu ama geçirdiği şoktan sonra bu ağrı onu durdurmadı. Yarayı biraz daha açtıktan sonra o hafif sıcaklığın ufak bir metal parçasından geldiğini gördü. İlk önce o ufaklığı çıkartmak konusunda tereddüde düşse de yapılacak bir şey olmadığının kendisi de farkındaydı. O ufak şey her neyse tek hamlede yaranın içinden çekti çıkarttı. Ensesinden çıkarttığı bu şeyin ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyordu. Gözleri zaten iyi görmüyordu ve gözlüğünü aramak için yerinden bile kalkamazdı. Kana bulanmış bu ufak cismi gömleğine sildi ve tekrar inceledi.  Tüm kanı temizledikten sonra bu ufak şeyin minik bir çip olduğunu gördü. Neden bilmiyordu ama bunun önemli bir şey olduğunun farkındaydı. Bu çip mektupta bahsi geçen çipti. Masasının üstündeki gereksiz kağıt parçalarını ve bilimsel kitapları büyük bir hışımla yere attı ve yandaki holografik tableti önüne çekti. Tabletin kenarlarını az gören gözleriyle kontrol ettikten sonra çipe uygun girişi buldu. Çipi tabletin yuvasına yerleştirir yerleştirmez holografik yazılar tabletten Bay Smith'in önüne yükseldiler. Tablet çipi ve sahibini tanımıştı. Bay Smith'in önünde dev bir ''Merhaba Bay Smith'' yazısı belirdi. Bütün bunlar çok tanıdık geliyordu. Tablet çipin içinde yüklü olan dosyaları birer birer hologramlar halinde yüklüyordu. 3 dakikalık bir yükleme işlemi sonunda resimler, video kayıtları ve program aracılığıyla deşifre edilmeden anlaşılamayan bazı kodları Bay Smith'in önüne döktü. Bay Smith ensesindeki yarayı hafifçe okşadıktan sonra kanlı ellerini holograma doğru uzattı ve dosyaların içini gezinmeye başladı. Birçok dosya hasarlıydı ve kullanılamayacak durumdaydı. Bay Smith çipin içinde bulunan bir virüsten yada yabancı yazılımdan şüphelendi ve tablette yüklü olan antivirüsü dosyalar üzerinde tarama yapması için çalıştırdı. Yanılmamıştı bozuk olan dosyaların hepsi virüslüydü ve virüs kodlar üzerinde yayılmaya devam ediyordu. Bay Smith tüm dosyaları kaybetmeden sağlam olan her şeyin bir yedeğini aldı. Şimdi dosyaların içini gezmeye başlayabilirdi. Önce sağlam kalmış resim dosyalarına baktı. Gördüğü resimlerin hepsi birbirine benziyordu. Tablete taktığı çipe çok benzer çipler. Hatta bu çiplerin prototip tasarımları ve çalışma mekaniklerini anlatan uzun yazılar ve resimler vardı. Gözüne bir gazete görüntüsü ilişti. İki elini resmin üstüne getirip hologramı yanlara doğru büyüttü. Hafifçe arkasına yaslandı ve okumaya başladı:

26 Eylül 2017

AMNEZİ VE ALZHEIMER HASTALARINA GELEN ''UFAK'' TEDAVİ

Ünlü bilim adamı Jacob Smith ve Harvey Smith küçük Amelie'nin hafızasını ilginç bir yöntemle geri kazandırmayı başardı. Bu iki rüya adam tasarladıkları ufak çipin içine kodlamalarla Amelie'nin eski anılarından öğrenebildikleri kadarını işleyerek küçük kızın beynine yerleştirdi. Beyin sinirlerine direk olarak bağlanan bu çip beynin bilgilerini harici bir bellekten almasını sağlıyor ve unutulmuş şeyleri hatta bağımsız bilgileri beyne ekleyebiliyor. Smith Kardeşler bu başarısı ile Nobel ödülüne adayken çiplerin seri üretimine başlanacağını da bildirdiler.

Bay Smith yazıyı okumayı bitirdi ve biraz doğruldu. Düşündüğü ilk şey Harvey denen o herif oldu. Bay Smith ölmüş bir kardeşe sahip olduğu düşüncesini bir türlü benimseyemiyordu. Hatta bir kardeşi olduğundan bile emin değildi, hiçbir şeyden emin değildi. Haberin tarihine baktıktan sonra en yakınındaki dijital takvime baktı. Takvim 1 Ocak 2027 tarihini ve 23:45 saatini gösteriyordu. Saati gördükten sonra mektup aklına geldi. Bay Smith yeniden paniklemişti. Düşünmesi gerekiyordu. Ensesinden çıkardığı çipi düşündü, muhtemelen oda haberde ki çiplerden biriydi. Sandalyesini masaya yaklaştırıp ellerini yeniden masasının üstünde yükselen holograma uzattı. Farklı resimler arıyordu. Çip tasarımları ve kodlamalarından farklı şeyler. Biraz daha aşağılara indiğinde bir gazete haberi daha buldu ve haberi büyüttü.

17 Ocak 2022

Smith Kardeşlerin dahiyane ürünü olan Hafıza Çipleri Rusya, Çin ve Japon orduları tarafından satın alınmaya başladı. Askeri tatbikatlarda ve görevlerde askerlerin durumunu daha iyi kontrol etmek için kullanacakları bu çiplerin yurt dışına satılmasına ABD pek sıcak bakmasa da Smith Kardeşler paranın oldukça memnun edici olduğunu düşünüyorlar.

Bay Smith'in aklında artık tek bir şey vardı: Kardeşiyle birlikte dünyaya ün salmış zengin bilim adamları oldukları gerçeği. Peki ters giden neydi, şu andaki durumda olmasına sebep olan şey neydi? Bir şeylerin eksik olduğunu biliyordu. Bay Smith çipin içerisinde daha fazla sağlam görüntü bulamadı.

Farklı dosyaların içine bakmaya karar verdi. Hologramın üstünden ellerini kullanarak içinde bulunduğu dosyayı kapattı ve bir sonraki dosyayı açtı. Bir sürü video kaydı vardı. İsimleri tarihler ile belirlenmiş video kayıtları. Bunlar Bay Smith'in hafızaydı. Çipin içindeki her şey Bay Smith'in gördüğü şeylerdi. Kendi beyninde dolaştığına artık emindi. Fakat neden bu kadar şey vardı. Neredeyse tüm video kayıtları zedelenmişti bu nedenle aralarından en sağlamlarını seçip hologramın sağ tarafına çıkarttı ve aralarında bir tarih sıralaması yaptı. İlk baştaki kaydı oynattı:

10 Haziran 2026

Bay Smith odanın içinde telaşla dolaşıyordu. Neredeyse nefes bile vermeden sigarayı içine çekiyor ve ara ara öksürüklere boğuluyordu. Sonra bir hışımla karşısında dikilen adama döndü ve haykırdı: ''Şimdi ne yapacağız Harvey? Virüs eğer senin çipine girmeyi başardıysa bana da girebilir, herkese girebilir! Dışarıdan yönetiliyor ve kaynağını bir türlü bulamıyorum.'' Harvey telaş içindeki Bay Smith'i omuzlarından tutup sarstı ve onu sakinleştirmeye çalıştı: ''Jacob beni dinle kardeşim. Benim bir planım var. Bir antivirüs yükleriz ve sonra güncellemeyle bütün çiplerin programı edinmesini sağlarız.'' Jacob Harvey'nin omuzlarından tutan kollarından hızlıca kurtuldu ve: ''Antivirüs mü? Kaç yılında yaşıyorsun sen Harvey? Sağlam kalan bir Antivürüs bu dünya üzerinde artık yok. Her şeyin bir zayıf noktası var Harvey. Antivirüsle bu işten sıyrılmamız mümkün değil.''

Kayıt bu noktada sona erdi. Neler olup bittiğini anlamak için kaydı gözünü kırpmadan izleyen Bay Smith tamda bu noktada kaydın kesilmesine sinirlenmişti. Aynı sinirle elini holograma attı ve bir sonraki kayda geçti:

20 Ağustos 2026

Bay Smith kendini bir basın toplantısında kardeşinin konuşmasını izlerken görüyordu. Harvey yavaşça kürsüye yaklaştı ve mikrofonu kontrol etti: ''Bildiğiniz üzere bir grup hacker tarafından İnsan beynini düşünmesini ve yeni bilgiler edinmesini kolaylaştıran çiplerimize bir virüs saldırısı yapıldı. Dünya üzerinde ki neredeyse tüm insanlara ulaşan bu virüsü engellemek üzere 2 gün önce bir antivürüs programı yayınladık. Çipi ensenizden bir doktor yardımı ile çıkartıp şirketimizin internet sitesinden indirdiğiniz yazılımı çipin üstüne kurup tekrar geri takmanız sizi virüslere karşı korumalı kılacaktır. En başta sadece hafıza tazelemek amacıyla kullandığımız bu çipler artık hayatımızın önemli bir parçası ve kolaylaştırıcısı haline geldi. Bir iki kendini zeki sanan hacker bozuntusunun bu projeyi engellemesine izin vermeyeceğiz. Size garanti ederim ki bu hackerların bu antivirüsü aşmaları imkansızdır. İcadımız insanlığı değiştirdi ve bir üst seviyeye taşıdı. Bu noktadan sonra en başa dönmeye, yeniden ilkelleşmeye asla izin vermem. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.'' Bay Smith tüm konuşmayı dinledikten sonra kendi kendine söylenerek binanın terasına çıktı ve bir sigara yaktı. Önceki videoda ki gibi bir hızla sigarasını içerken kendi kendine söyleniyordu: ''Bu çocuk bizim sonumuz olacak.'' Tam da bu sırada Harvey arkasından terasa geldi ve Bay Smith'e seslendi: ''Hey Jacob aşağı gelsene içki dağıtımı başladı bile.'' Bay Smith sigarasını yere atıp ezdikten sonra hızla Harvey'ye yaklaştı: ''Harvey boşuna kürek çekiyorsun. Antivürüsü aşmaları hackerlar için çocuk oyuncağı. Tüm insanlar adeta ölümü bekleyen müebbet mahkumu gibiler.'' Harvey'nin bütün neşesi kaçmıştı: ''Jacob sana halledeceğimi söyledim artık kes saçmalamayı. her şey yolunda gidecek.''

Kayıt tam burada yine son buldu. Bay Smith geriye iki kayıt kaldığını gördü ve sıra ile oynatması için listeye aldı:

15 Aralık 2026

Kayıt başlar başlamaz bay Smith Harvey'den yediği yumrukla yere yığılıyordu. Kafasını iki yana bir kaç kez salladıktan sonra doğrulmaya çalıştığı sırada Harvey sert bir biçimde arkasından üstüne bindi: ''Bunca yıllık emeğimi boşa çıkartmana izin vermeyeceğim. Çiplerin kapatılacağını kamu oyuna duyurmaya kalkarsan kardeşim olduğunu bile görmezden gelir ve seni öldürürüm Jacob beni anladın mı öldürürüm!'' Bay Smith üstünde tepinen kardeşi yüzünden güçlükle konuşabiliyordu: '' Harvey bu iş kontrolden çıktı. Antivirüs işe yaramıyor sadece bir ayda suç oranı ve intihar girişimleri ciddi miktarda arttı. Çipteki virüs her şeyi etkiliyor Harvey. Hayatı kolaylaştırması gereken bu lanet şeyler hayatı bitirecek. Onları kapatmalıyız.'' Harvey, Bay Smith'in sırtından indi ve onu kendine çevirdi. Yüzüne sert bir yumruk daha attıktan sonra nefes nefese ayağa kalktı: ''Bu düşünceyi aklından çıkart. İcadımın bu şekilde yok olmasına asla izin vermeyeceğim.

Bay Smith son kaydın başlamasıyla derin bir enfes aldı. Ne var ki nefesi veremeden bir şok daha geçirdi. Son kayıt 31 Aralık 2026 tarihine aitti. Yani bir gün öncesine. Bay Smith arkasına yaslandığı sandalyede öne gelerek son kaydı başlattı:

31 Aralık 2026

Kaydın başında Bay Smith şu anda bulunduğu ofiste, tam şu anda oturduğu sandalyeye bağlıydı ve yeni yeni kendine geliyordu. Tam o anda karşıdan yüzüne bir su sıçratıldı. Suyu sıçratan Harvey'di: ''Bana bir iyilik yap ve bunları bana açıkla sevgili kardeşim.'' Harvey bu sırada Jacob'a Çiplerin kilitlenmesi için üzerinde çalıştığı kodların yazılı olduğu kağıtları gösteriyordu. Daha sonra cebinden çıkarttığı kibrit ile kağıtları yaktı: ''Buna izin veremeyeceğimi sana söyledim Jacob. Bu kadar şeyi heba edemem.'' Harvey Bay Smith'in bağlı olduğu sandalyeyi şu anda oturduğu masanın başına çekti. Cebinden çıkarttığı çakı ile Bay Smith'in acı çığlıklarını umursamadan kardeşinin ensesini kesti ve çipi aldı. Hemen ardından büyük bir soğukkanlılıkla kendi ensesini kesti ve kendi çipini bir hamlede çıkarttı. Masanın çekmecesini açıp Holografik tableti aldı ve iki çipi de tablete taktı. Jacob'ın çipi gayet temiz gözüküyordu, ama Harvey'nin çipinin içeriği hologramda gözüktüğünde her şey ortadaydı. Harvey başından beri  virüslüydü Birçok anısı ve kodlaması virüslü ve hatalıydı. Harvey kendi dosyalarının hepsini alıp Bay Smith'in çipine kopyaladı. Ardından kendi çipini çıkarttı ve yere atıp ayağıyla çipi ezdi. Jacob'ın acı içinde ki yüzüne baktı ve iğrenç bir ses tonuyla konuşmaya başladı: ''Eğer ikimizde olmazsak bu çipleri kimse kapatamaz. İkimizde öleceğiz Jacob.'' bunu da söyledikten sonra Harvey uzun bir kahkaha attı ve sözlerine devam etti: ''Bütün zihnim artık senindir. Ama merak etme sende çok fazla yaşayacağımı zannetmiyorum. Senin gibi temiz bir beyin benim gibi hastalıklı biri için fazla durgun.'' Harvey çıldırmış gibi tableti önüne çekti ve kendi dosyalarını da içine attığı Bay Smith'in kodlarına yeni bir eylem yazdı: ''KENDİNİ ÖLDÜR!'' Harvey bu işlemi de tamamladıktan sonra tableti kapattı ve çipi sert bir şekilde yeniden Bay Smith'in ensesine yerleştirdi. Kardeşine son kez baktı ve soğukkanlı bir sesle: ''Güle güle kardeşim.'' diye fısıldadı. Görüntünün devamı oldukça bulanık çünkü Bay Smith kafasına güçlü bir darbe almıştı. Tam bu esnada dışarıdan polis sesleri gelmeye başladı. Harvey cebinden çıkarttığı silahlı kendini vurdu ve masanın karşı tarafına yığıldı. Görüntü iyice bulanıklaşmıştı çünkü Bay Smith o an bayılmak üzereydi. Son gücüyle yanında duran kağıdı, kalemi ve zarfı önüne çekti ve kendini olaydan haberdar etmek için yazısını yazdı. Katlayıp zarfa koyduktan sonra çip kodları okudu ve Bat Smith'in çekmeceden silahı alıp ağzına götürmesini sağladı. Bay Smith silahın güvenliğini açtı ve tetiği çekmek için hazırlandı.

Kayıt bu esnada sona erdi. Artık her şey açıklık kazanmıştı. Harvey eğer o darbeyi vurmasaydı şimdi çoktan ölü bir adam olacaktı. Bay Smith hafifçe ayağa kalktı bir yandan her şeyin çözüme kavuşması onu rahatlatmış öteki yandan hala şoktaydı. Hafifçe ayağa kalktı ve masanın öbür ucuna baktı. Kayıtta da gördüğü gibi Harvey cansız bedeniyle orada yatıyordu. Kardeşine belki de kızması gerekiyordu ama Bay Smith böyle hissetmiyordu. Bunları yapan Harvey değildi. Bay Smith her ihtimale karşı tabletin başına döndü ve kodlamaların içinden KENDİNİ ÖLDÜR komutunu sildi. daha sonra çipi yerinden çıkarttı ve binaya giren polislere teslim olmaya gitti. Tam bu esnada kapı Polisler tarafından zorlandı. Bay Smith hemen göz retinasını kapıya okuttu ve kapının kilidini açtı. Harvey kapıyı kilitlemeyi bile akıl etmişti. Polisler Bay Smith'i Harvey'nin cesediyle görünce onu tutuklamak istediler. Bay Smith buna karşı gelmedi, nasıl olsa çip ondaydı. Gerçeğin ve kurtuluşun anahtarı o zehirli çip ellerinin arasındaydı artık.

Yorumlar

En Çok Okunanlar

Güneş Dil Teorisinden Ay Dil Teorisine Yolculuk

Güneş Dil Teorisi, Ömer Asım Aksoy döneminden sonra pırıltısını yitirmiş, teknoloji hep geriden takip etmiş, gâvur gogıl’ın, ekşisözlüğün, incisözlüğün bile Türkçe için daha kullanışlı ve yerel bir sözlük olduğu günümüzde, internette gezerken bakın TDK’nın sitesinde neye rastladım. Kaynakları “tarama resim” olduğundan, zengin kütüphanesindeki hiçbir sözcüğün arama motorlarıyla bulamayacağınız bir dökümana... Öncelikle teoriyi öğrenelim sonra da kendi yorumumuzu yapalım, son sözü de size bırakalım.

Kaos Seyir Defteri

Karmaşıklık ve Kaos Teorisi hakkında bulabildiğimiz tüm kitapların, yazıların, videoların kısacası tüm kaynakların listesini oluşturduk.

Makaleler:Kaos'un Keşfi: Kaosun tarihçesi ve felsefesi. Başlangıç için...

Determinizm ve Kaos: Timur Karaçay'ın birçoğumuza ilham veren makalesi. Matematiksel özet.

Go Sorunsalı Ve Kaotik Çözüm Arayışları: Efsane masaüstü "Go" oyunu ile Kaos Teorisi arasındaki bağın irdelenmesi.

Laplace Şeytanı, Kaos ve Kelebek Etkisi: Laplace'ın determinist önermesinden yola çıkarak yazılmış bir tanıtım.

Marksizm ve Kaos Teorisi: Kuramın diyalektik materyalizmle olan ilintileri...

Kaos'a Giden Yol: Laplace Şeytanı'yla başlayan bir serüven bugüne nasıl geldi. Ersan Şahin'in yazısı. (İnternetten beni bulup makalesinde referans gösterme inceliğini gösteren ilk insan.)

“Tıpta Ölümle Barışmak” -Tayfun Gönül ve Gediz Akdeniz

Kaos Videolar:Fraktallar ve Pürüzlülük Sanatı - Benoit Mandelbrot
https://www.ted.com/talks/benoit_mandelbrot_fractals_the_…

Bir Ay şarkısı daha Belinda Carlisle söylüyor "La Luna"

I remember when I met you
Seninle tanışmamı hatırlıyorum
All the stars were hanging in mid-air
Tüm yıldızlar havada aslıydı
In those moments nothing mattered
Bu dakikalarda hiçbirşeyin önemi yoktu
But the way you caught me in your stare
Senin bakışınla beni yakalamandan başka

We were walking, we were talking
Konuşuyorduk, konuşuyorduk
We were laughing about the state of our lives
Hayatlarımızın durumuna gülüyorduk
How our fates brought us together
Kaderimizin bizi nasıl bir araya getirdiğine
As the moon was rising in your eyes
Ay gözlerinde yükselirken
On and on the night was falling
Defalarca gece düşüyordu
Deep down inside us
Derinlerde içimizde
On and on a light was shining
Defalarca bir ışık parlıyordu
Right through İçinden

Ah la Luna, la Luna
Ah Ay, Ay
The night that we fell under the spell of the moon
ayın büyüsüne kapıldığımız gece
Ah la Luna, la Luna
Ah Ay, Ay
The light that will bring me back to you
Işık beni sana geri getirecek
The light of la Luna
Ay ışığı

In the hotels,…